5 Haziran 2015 Cuma
Blade Runner:Bilim Kurguda Bir Milat
1982 yapımı olması işin kilit noktası.Ridley Scott'ın o yıllarda 30 yıl sonraki dünyayı tasvir anlayışı,teknolojik gelişmelerdeki gelinebilecek nokta üzerinden yürümesi işin ilginç tarafı.Zamanın dünyası için çok imkansız görünen yapay zeka,insan-robot teması gibi o çağın içinde çok uçuk gelebilecek bir fikrin bir yönetmende hayat bulması nazarımda bu filmi çok öne çıkarıyor.
Nitekim filmi izleyip yorumlara bakınca alt metninde filme dair birçok şeyi kaçırdığımı gördüm.Oturup ardından bir kez daha izledim.Dini göndermeler,felsefi varoluş soruları ve onlara verilmeyen yada izleyiciye bırakılan cevaplar,distopik bir gelecek...Velhasılı nev-i şahsına münhasır bir yapım olduğu kesin.
Beni ençok etkileyen ise filmin o inanılmaz karamsar,basık,boğucu ve resmen acı çeken ve çektiren atmosferi oldu.Distopik bir şaheser olduğuna şüphe yok bu nedenle.Ve bence filmin çağını aşan yapıt veyahut kült film klasmanına alınmasında yansıtılan bu muazzam atmosferşn etkisi çok büyük.
Her mükemmel filmin muhakkak mükemmel soundtrackleri olmalı tezini yine doğrulayan bir film ayrıca Blade Runner.Vangelis'in her sahne için adeta sicim sicim ördüğü müzikler müthiş tat katmış filme.
Ağır akan,atmosferiyle izleyiciyi klostorofobik bir ortama sokan,klasik vurdulu kırdılı bilim kurgunun çok ötesinde,sade ama sadeliğin zarafetini içinde taşıyan izlenmeye değer değil arşivlenmeye değer bir yapıt.
"Siz insanların aklının almayacağı şeyler gördüm. Orion'un yamaçlarında yanan hücum gemileri, Tannhauser geçidinin yakınında karanlıkta parıldayan C-ışınlarını seyrettim. Tüm o anlar zamanla kaybolacaklar, tıpkı yağmurdaki gözyaşları gibi. Ölmek...zamanı"
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder