31 Mayıs 2015 Pazar
The Book Thief
Dönem filmlerini hep sevmişimdir.O yılları ustalıkla anlatan bu tarz her film nazarımda değerlidir.The Book Thief bir gece yarısı ne izlesem diye arşivimi karıştırırken karşıma çıkan o güzel filmlerden biri oldu.1938-1945 yılları arasındaki nazi almanyasını konu alan bir yapım.Lakin filmin merkezinde yahudiler veyahut savaş yok.Daha ziyadesiyle küçük bir kızın gözünden o dönemin almanyasına bir iç bakış.Baskıcı rejimin,halka dikte edilmiş zorbalığın,insanların ruhuna salınmış korkunun yansımasını anlatan bir yapım.
Markus Zuzak'ın kitabından çevrilmiş olması dahada ilginç.Bunu filmi izledikten sonra öğrendim.Ve bu tarz durumlarda filmi mi daha önce izlemeli yoksa kitabı mı daha önce okumalı sorunsalını hep düşünmüşümdür.Zaman zaman okuduğum kitaplar bende filmine göre daha güçlü gözükürken zaman zamanda izlediğim filmler kitaplara ağır bastı.Bu sebeple Markus Zuzak'ın kitabını okuma listemize ekleyerek ilerde bir karşılaştırma yapma imkanımız olur.
Başrollerinde Geoffrey Rush'ın ustalığı dikkat çekerken Emily Watson'ın soğuk ama içi sıcacık insan halindeki oyunculuğu,Sophie Nelisse'nin boyundan büyük karakteri filmi tatlı ve sıcak kılan birkaç etmenden biri.İzlemesi zor ve fakat sıcaklığı ile kanımca pişman olunmayacak bir yapım.Meraklısına duyurulur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder